Abdulbasit Abdussamed Nisa Suresi (36-65)

admin

Işıkları Kapat

Hata Bildir

Abdulbasit Abdussamed Nisa Suresi (36-65)

Abdulbasit Abdussamed Nisa Suresi (36-65)

Anasayfa » Abdulbasit Abdussamed » Abdulbasit Abdussamed Nisa Suresi (36-65)

Abdulbasit Abdussamed Nisa Suresi 36-65 Kuveytte  1964 yılında okumuş olduğu Nadir Tilavetlerden.

Nisa Suresi 36 – 65. Ayetlerinin Meali:

36. Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.

Allah’a kul olmanın gereği böyle bir ahlaka sahip bulunmaktır; kaba-saba, haksız, zalim, cimri, herkese kötülük eden… kimseler yalnızca bazı ibadetleri yapmakla Allah katında makbul bir kul olamazlar.
37. Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.
38. Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarfedenler de (ahirette azaba dûçâr olurlar). Şeytan bir kimseye arkadaş olursa, ne kötü bir arkadaştır o!
39. Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah’ın kendilerine verdiğinden (O’nun yolunda) harcasalardı ne olurdu sanki! Allah onların durumunu hakkıyle bilmektedir.
40. Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat verir.
41. Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!

Bütün peygamberler ümmetlerine aynı iman esaslarını getirmiş ve tebliğ etmişlerdir. Nizam ve ahlak sahasında ise –prensipler değişmemekle beraber-medeni ve içtimai şartlara göre şekiller ve uygulamalar değişmektedir. Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.) insanların ilim ve medeniyetçe en ileri devrelerinde onlara rehber olacak en kamil dini getirmiş ve tebliğ etmiştir. Peygamberlerinin getirdikleri iman ve nizamı değiştiren veya inkar edenler ahirette muhakeme edilecek ve peygamberleri de onlar aleyhine şahitlik edeceklerdir. Hatemü’l-enbiya (s.a.) ise bütün peygamberlerin lehinde şahitlik ederek onları tasdik eyleyecektir.

 

         Buhari’nin rivayetine göre Resulullah(s.a.) sahabi İbn Mes’ud’dan, kendisine Kur’an okumasını istemiş, onun: “O, sana indirildiği halde ben mi sana okuyacağım?” demesi üzerine: ”Evet, onu başkasından dinlemek hoşuma gidiyor” buyurmuştur. İbn Mes’ud bundan sonrasını şöyle anlatıyor: Nisa suresini okudum. 41. Ayete (bu ayete) gelince Resulullah (s.a.) “şimdilik yeter” dedi, bir de baktım ki gözlerinden yaşlar boşanıyor!

42. Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah’tan hiçbir haberi gizleyemezler.
43. Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.

Abdest alması veya gusletmesi gereken bir müslüman su bulamadığı takdirde toprak ve yeryüzü cinsinden bir şeyle teyemmüm eder. Teyemmüm hem abdest, hem de gusül yerine geçer. Ayrıca suyu kullanmaya engel olan hastalık, korku, suyun uzakta olması gibi bazı özür ve durumlar da teyemmümü caiz kılar.
44. Kendilerine Kitap’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!
45. Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.
46. Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) “İşittik ve karşı geldik”, “dinle, dinlemez olası”, “râinâ” derler. Eğer onlar “İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği kitabı tahrif etmiş, kelime ve cümlelerin yerlerini değiştirmiş, manalarını saptırmış, gerçekleri ve bu arada Hz. Peygamber’in geleceğini müjdeleyen kısımları örtmüş, bozmuş ve inkar etmişlerdir. Resulullah’ın zamanında da ilk anda kötü maksatlarını belli etmeyecek sözler kullanarak onu tahkir etmek ve kinlerini tatmin eylemek yoluna gitmişlerdir. Mesela “raina” kelimesi “bizi gözet” manasına gelir. İşte buna benzer kelime oyunları ile akıllarınca Peygambere hakaret ediyorlardı. Ayet, onların oyunlarını bozmakta ve haklarında hayırlı olacak yolu göstermektedir.
47. Ey ehl-i kitap! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut onları, cumartesi adamları gibi lânetlemeden önce (davranarak), size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize (Kitab’a) iman edin; Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.

Ayette geçen “sebt”, yahudilerce mukaddes olan Cumartesi günüdür. Cumartesi adamlarından maksat, gerekli bulunduğu halde Cumartesi gününe saygı göstermeyen, bu ve benzeri günahlarından dolayı lanetlenen bazı yahudilerdir.
48. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.
49. Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin! Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.
50. Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!
51. Kendilerine Kitap’tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtıla (tanrılara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: “Bunlar, Allah’a iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar!

Ehl-i kitaptan Ka’b b. el-Eşref Medine’den Mekke’ye gelmiş, müşrikleri Hz. Peygamber ve müslümanlar aleyhine kışkırtarak beraber mücadeleye çağırmıştı. Bu arada müşrikler “ Bizim dinimiz mi, yoksa Muhammed’in dini mi haktır, hangimiz doğru yoldayız?” diye sormuşlar ve “Siz doğru yoldasınız” cevabını almışlardı. Yukarıdaki ayet bu hadise üzerine nazil olmuştur.
52. Bunlar, Allah’ın lânetlediği kimselerdir; Allah’ın rahmetinden uzaklaştırdığı (lânetli) kimseye gerçek bir yardımcı bulamazsın.
53. Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi (kadar bir şey bile) vermezlerdi.
54. Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab’ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.
55. Onlardan bir kısmı İbrahim’e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.
56. Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir.
57. İnanıp; iyi işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız.

Buraya kadar meallerini verdiğimiz on üç ayet müşrik, putperest, ehl-i kitap… kafirlerin psikolojilerini tahlil ederek davranışlarının sebeplerini ve akıbetlerini açık bir şekilde ortaya koyuyor ve müminlerin ibret almalarını istiyor.
58. Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.

Ayetin emanet ve adalete riayet emri ebedi ve genel bir düstur olmakla beraber, güzel de bir nüzul sebebi vardır: Hz.Peygamber (s.a.) Mekke’yi fethedince, Kabe’ye bakan Osman b. Talha kapıyı kilitlemiş, Kabe’nin üzerine çıkmış ve anahtarı vermeyi reddederek: “ Senin peygamber olduğunu bilseydim onu verirdim” demişti. Hz. Ali anahtarı zorla ondan aldı, kapıyı açtı, Hz.Peygamber içeri girerek iki rekat namaz kıldı, çıkınca amcası Abbas, anahtarı ve şerefli bir görev olan bakıcılığı kendisine vermesini istedi. İşte bu münasebetle yukarıdaki ayet nazil oldu. Efendimiz, Hz.Ali’ye “anahtarı eski vazifeliye vermesini ve ondan özür dilemesini” emretti. Bu olay Osman b. Talha’nın da müslüman olmasına sebep teşkil etmiştir.
59. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
60. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut’a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut’un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.

Bundan önceki ayet müslümanların bilgi ve hüküm kaynaklarını sıralamış, sonradan “Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas” şeklinde formülleştirilen kaynakların temelini koymuş, anlaşmazlık çıkarsa çözümün bu kaynaklara başvurularak aranmasını emretmişti. Buna rağmen bir münafığın hasmına, “Resullullah yerine Ka’b b. el-Eşref’e başvuralım” demesi bu ayetin, nüzulüne sebep teşkil etmiş, ayet her yer ve zamanda emsali bulunan münafıkların maskesini indirmiştir.

 

         Tağut: Hakkı tanımayıp azan ve sapan her kişi ve güce verilen addır. Şeytana da bu yüzden tağut denmiştir. Bu ve müteakip beş ayetin, yukarıda zikredilen nüzul sebebi bu kelimenin anlamını belirlemede yardımcı olur.

61. Onlara: Allah’ın indirdiğine (Kitab’a) ve Resûl’e gelin (onlara başvuralım), denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.
62. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felâket gelince hemen, biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik, diye yemin ederek sana nasıl gelirler!
63. Onlar Allah’ın, kalplerindekini bildiği kimselerdir; onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle.
64. Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
65. Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.

İman kuru bir sözden ibaret değildir; gönülden bağlanmak, inanmak ve kabullenmektir. Hem “Allah ve Resulü’ne inandım” deyip, hem de hükümlerine razı olmamak tipik münafıklık alametidir. “Şeriatın kestiği parmak acımaz” denilmiştir;acımaz, çünkü müminin kalbinde o acıyı unutturacak kadar büyük bir iman vardır.

Bir önceki Kuran Tilaveti Olan Abdussamed Nisa Suresi (144 - 157) başlıklı Ziyafetin nisa suresi 144 ve nisa suresi meali hakkında bilgiler verilmektedir.

18.12.2015 tarihinde eklendi 275 kişi izledi 

Yorumlar

Yorumlar

İlgili Terimler :

BENZER KURAN TiLAVETLERi

Abdussamed – Meryem Suresi Kuran dinle

Abdussamed – Meryem Suresi Kuran dinle 21.03.2016 tarihinde eklendi - 1.348 kişi izledi

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi radyo tilaveti

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi radyo tilaveti 28.12.2015 tarihinde eklendi - 1.022 kişi izledi

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi 28.12.2015 tarihinde eklendi - 989 kişi izledi

Kullanıcılar tarafından sağlanan her türlü ilan, bilgi, içerik ve görselin gerçekliği, orijinalliği, güvenliği ve doğruluğuna ilişkin sorumluluk bu içerikleri giren kullanıcıya ait olup, sitemizin bu hususlarla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.