Abdulbasit Abdussamed Enam Suresi (72-90)

admin

Işıkları Kapat

Hata Bildir

Abdulbasit Abdussamed Enam Suresi (72-90)

Abdulbasit Abdussamed Enam Suresi (72-90)

Anasayfa » Abdulbasit Abdussamed » Abdulbasit Abdussamed Enam Suresi (72-90)

Abdulbasit Abdussamed Enam Suresi (72 90 ) Ayetlerini tilavet ediyor.

AYETLERİN MEALİ:

72. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun” (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah’tır.
73. O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. “Ol!” dediği gün herşey oluverir. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de hükümranlık O’nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.

“Sür”, dünya ölçüleriyle mahiyeti kavranamayacak bir şey olup, Allah Resulü tarafından boynuza benzetilmiştir. Sura üflemekle görevli melek İsrafil (a.s.)dır. İki defa üfleyecek, birincide kainattaki canlılar yok olacak, ikincide ise bütün canlılar tekrar dirilip kalkacaktır.
74. İbrahim, babası Âzer’e: Birtakım putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum, demişti.

İbrahim’in kavmi Irak’ta yaşayan Keldaniler idi. Yıldızlara, gök cisimlerine taptıkları gibi putlara da taparlardı. Hz. İbrahim babasının ve kavminin putlara taptıklarını görünce onları sert bir dille kınadı, putların tapılmaya layık olmadıklarını, Allah ile insanlar arasında vasıta olamayacaklarını hatta onlardan hiçbir fayda ve zararın gelemeyeceğini bildirdi.
75. Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

Melekut, izzet ve hükümranlık demektir. Yüce Allah, Hz. İbrahim’e göklerdeki hükümranlığını ve hükümranlığının azametini göstermiştir.
76. Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi.
77. Ay’ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.
78. Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.
79. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

“Hanif” Allah’ı bir bilen, Hakk’a yönelen ve batıldan hoşlanmayan anlamını ifade eder.

Hz.İbrahim’in bu davranışından maksat, gerçekten Allah’ı aramak mı, yoksa gök cisimlerine tapanları kınamak, onların gittiği yolun yanlış ve yaptıklarının bir sapıklık olduğunu göstermek midir? Bu hususta müfessirler ihtilaf etmişlerdir. Ancak ikinci görüş gerçeğe daha yakındır. Çünkü 74. Ayette putlara taptıkları için babasını ve kavmini ağır bir dille kınaması Hz. İbrahim’de tevhid inancının mevcut olduğunu göstermektedir. Nitekim 78. Ayetin sonu da bunu vurgular.

80. Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki: Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O’na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbim’in bir şey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi herşeyi kuşatmıştır. Hâla ibret almıyor musunuz?
81. Siz, Allah’ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?”

İki guruptan maksat, Allah’ı bir kabul edenler ile O’na ortak koşanlardır. Ahirette Allah’ın azabından emin olmaya hangisi daha layıktır? Bir sonraki ayet buna cevap vermektedir.
82. İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.
83. İşte bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyle bilendir.

Ayette geçen ve “delil” diye tercüme edilen “hüccet” kelimesi, kesin delil manasına gelir. Hz.İbrahim’e verilen hüccetten maksat, ona ilham edilen tefekkür, muhakeme ve mukayese gücüdür. Onun ay, güneş ve yıldızlar karşısındaki tutumu ile müşriklere karşı verdiği mücadelede göstermiş olduğu deliller ve diğer mucizeler bu cümledendir.
84. Biz O’na İshak ve (İshak’ın oğlu) Yakub’u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh’u ve O’nun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u doğru yola iletmiştik; Biz iyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız.
85. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas’ı da (doğru yola iletmiştik). Hepsi de iyilerden idi.
86. İsmail, Elyesa’, Yunus ve Lût’u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.

Bu peygamberlerin üstünlük sebepleri 89. Ayette açıklanmıştır. Bunlardan bazılarına peygamberlik görevi yanında hükümdarlık da verilmiş ve kendilerine kitap gönderilmiştir, bazılarına kitap gönderilerek peygamberlik verilmiş, bir kısmına ise sadece peygamberlik verilmiş fakat kitap ve hükümdarlık verilmemiştir.
87. Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarına da (üstün meziyetler verdik). Onları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik.
88. İşte bu, Allah’ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi.
89. İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar (kâfirler) bunları inkâr ederse şüphesiz yerlerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
90. İşte o peygamberler Allah’ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur’an) âlemler için ancak bir öğüttür.

Bu ayette, yukarıda isimleri anlatılan peygamberlerin Allah’ın hidayeti ile doğru yolda gittikleri ifade edilmekte ve Peygamberimize de onların oylunu takip etmesi emrolunmaktadır. Geçmiş peygamberlerin birçok musibetlere, tehlikelere, inkarlara göğüs germeleri, her şeye rağmen vazifelerini hakkiyle yerine getirmeleri bu cümledendir.

         Yahudi bilginlerinden Malik b. Sayf, Resulullah (s.a.)in yanına gelerek kitaplar üzerinde ileri geri konuşmaya başladı. Resulullah: Tevrat’ı Musa’ya indiren Allah hakkı için söyle, Kitabınızda, “Allah şişman olan alimlere buğzeder” diye bir ibare görmedin mi? dedi. Şişman bir adam olan Malik’in buna canı sıkılarak, “Allah hiçbir beşere hiçbir kitap indirmedi” dedi ve bütün kitapları inkar etti. Bunun üzerine aşağıdaki ayet nazil oldu.

Bir önceki Kuran Tilaveti Olan Abdulbasit Abdussamed En'am suresi başlıklı Kuran Ziyafetini de izlemenizi öneririz. Dualarınızı ve Yorumlarınızı Esirgemeyin Lütfen.

16.12.2015 tarihinde eklendi 407 kişi izledi 

Yorumlar

Yorumlar

İlgili Terimler :

BENZER KURAN TiLAVETLERi

Abdussamed – Meryem Suresi Kuran dinle

Abdussamed – Meryem Suresi Kuran dinle 21.03.2016 tarihinde eklendi - 1.451 kişi izledi

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi radyo tilaveti

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi radyo tilaveti 28.12.2015 tarihinde eklendi - 1.131 kişi izledi

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi

Abdulbasit Abdussamed Hud Suresi 28.12.2015 tarihinde eklendi - 1.083 kişi izledi

Kullanıcılar tarafından sağlanan her türlü ilan, bilgi, içerik ve görselin gerçekliği, orijinalliği, güvenliği ve doğruluğuna ilişkin sorumluluk bu içerikleri giren kullanıcıya ait olup, sitemizin bu hususlarla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.